Ücretsiz keşif hizmetimiz, projenizin doğru planlanması için kapsamlı bir ön çalışmadır. Bu kapsamda öncelikle alanınızda yerinde ölçüm yaparız; cephenin geometrisini, taşıyıcı yapının (duvar, kolon, zemin) kapasitesini ve su tahliye güzergâhlarını değerlendiririz. Mekânınızın yönünü, manzarasını, hâkim rüzgâr durumunu ve nasıl kullanmak istediğinizi (oturma, yemek, dinlenme) analiz ederiz. Ardından, alanınızın iklim koşullarına ve ihtiyacınıza en uygun sistemi (bioklimatik pergola, cam sistemleri, zip perde, tente veya bunların kombinasyonu) öneririz.
Keşif sırasında rüzgâr yükü, kar yükü ve su yalıtımı gibi teknik detayları gözeterek şeffaf bir ön bilgilendirme sunarız; kumaş, cam ve renk seçenekleri konusunda sizi yönlendiririz. Keşif tamamen ücretsiz ve bağlayıcı değildir. Net fiyatlandırma için, keşif sonrası ölçü ve sistem detaylarına dayalı, kalem kalem yazılı bir teklif hazırlanır. Bu yaklaşım, yanlış ölçü veya uyumsuz sistem seçimi gibi sürprizleri önleyerek doğru bir yatırım yapmanızı sağlar.
Klasik tente ve pergola, farklı ihtiyaçlara hizmet eden iki çözümdür. Klasik tente, genellikle bir kumaşın açılıp toplanmasına dayalı, gölge odaklı bir gölgelendirme sistemidir; hafiftir, ekonomiktir ve istenildiğinde toplanabilir. Ancak klasik tente çoğunlukla yalnızca güneşi keser; yoğun yağmurda toplanması gerekebilir ve yan kapatma sunmaz.
Pergola ise daha entegre ve kalıcı bir açık alan çözümüdür. Taşıyıcı alüminyum strüktürü, tanımlı bir tavan hattı ve isteğe bağlı motor/otomasyonuyla pergola, dış mekânı dört mevsim kullanılabilir bir yaşam alanına dönüştürür. Özellikle bioklimatik pergola, ayarlanabilir lamelleriyle güneş, gölge, yağmur ve havalandırmayı tek sistemde kontrol eder; lameller kapatıldığında su sızdırmaz bir tavan oluşturur. Yanları zip perde veya cam sistemleriyle kapatıldığında, pergola altı tam korunaklı bir hacme dönüşür. Kısaca: ekonomik ve seyrek kullanımlı bir gölge için tente; dört mevsim kullanım, yağmur koruması ve entegre bir dış oda için pergola tercih edilir.
Üretim ve montaj süresi; ürün tipine, ölçüye, özel renk ve aksesuar taleplerine ve mevsime göre değişir. Standart bir tente veya sundurma, genellikle birkaç gün içinde tamamlanabilirken; bioklimatik pergola, cam sistemleri veya kombinasyon içeren projeler, üretim ve montaj dahil birkaç hafta sürebilir. Özel ölçü, özel form (radüslü vb.) veya özel RAL renk talepleri, üretim süresini bir miktar uzatabilir.
Yoğun sezonlarda (ilkbahar-yaz) talep arttığından süreler değişebilir; bu nedenle planlamanızı erken yapmanızı öneririz. Keşif ve ölçü alımının ardından, projenize özel net bir üretim + montaj süresi aralığını teklif ve sözleşmede yazılı olarak paylaşırız; böylece sürecin ne zaman tamamlanacağını baştan bilirsiniz. Montaj, deneyimli ekibimiz tarafından hassas ölçü ve doğru ankrajla yapılır; tamamlandığında su sızdırmazlığı ve sistem çalışması test edilerek anahtar teslim edilir.
Bu, sistemin türüne, ölçüsüne ve bulunduğu yere göre değişir. Genel kural olarak, sökülüp takılabilen, zemine kalıcı temel atılmayan ve bağımsız bir kapalı hacim oluşturmayan gölgelendirme sistemleri çoğu durumda basit yapı sınıfında değerlendirilir. Buna karşılık zeminine beton temel atılan, yanları kalıcı olarak kapatılan veya bağımsız bir kapalı alan oluşturan uygulamalar, ilgili belediyenin ruhsat kapsamına girebilir.
Uygulama yerine göre de kurallar değişir: müstakil bahçede durum farklı, site içinde farklı, tescilli bir binanın cephesinde ise çok daha sıkıdır. Ticari işletmelerde kaldırım veya ortak alana taşan uygulamalar için belediyeden ayrıca izin gerekir. Dora Pergola olarak keşif sırasında alanınızın durumunu değerlendirir, izin gerekip gerekmediği konusunda sizi bilgilendiririz; gerektiğinde projeniz için teknik çizim ve ürün bilgilerini hazırlarız. Ancak başvuru ve izin süreci, mülk sahibi olarak sizin adınıza yürütülür; nihai karar ilgili belediyeye aittir.
Özel bir hazırlık yapmanıza gerek yok; ölçüyü ve teknik değerlendirmeyi biz yerinde yapıyoruz. Yine de birkaç şeyi önceden düşünmeniz süreci hızlandırır. Birincisi kullanım senaryonuz: alanı ağırlıklı olarak oturma, yemek, dinlenme mi yoksa ticari servis için mi kullanacaksınız? İkincisi mevsim beklentiniz: yalnızca yaz gölgesi mi istiyorsunuz, yoksa kışın da kullanabileceğiniz kapalı bir alan mı? Bu iki soru, önereceğimiz sistemi büyük ölçüde belirliyor.
Varsa bütçe aralığınızı paylaşmanız da faydalı olur; böylece size uygun olmayan sistemlerle vakit kaybetmez, bütçenize uygun alternatifleri doğrudan konuşuruz. Ayrıca beğendiğiniz görselleri veya referans projeleri göstermeniz, estetik beklentinizi anlamamızı kolaylaştırır. Teknik tarafta ise mümkünse yakındaki elektrik prizinin ve yağmur suyu giderinin yerini bilmemiz işimizi hızlandırır. Apartman veya sitede oturuyorsanız, yönetim onayı gerekip gerekmediğini önceden öğrenmenizi öneririz.
Çoğu durumda evet, ancak bu her zaman bir taşıma kapasitesi sorusudur. Balkon ve teraslarda kritik olan, sistemin yükünü aktaracağımız noktaların bu yükü taşıyıp taşıyamayacağıdır. Ankrajı betonarme kirişe, kolona veya perde duvara yapabildiğimizde sorun yoktur. Buna karşılık yalnızca gazbeton veya delikli tuğla duvara, ya da taşıma kapasitesi bilinmeyen bir parapete ankraj yapılmasını doğru bulmuyoruz; bu, kısa vadede sorunsuz görünse de uzun vadede ciddi risk oluşturur.
Çatı katı ve üst kat uygulamalarında ikinci önemli faktör rüzgâr yüküdür. Yükseklik arttıkça rüzgâr basıncı belirgin biçimde artar; bu nedenle üst katlarda taşıyıcı kesitleri büyütür ve ankraj sayısını artırırız. Keşif sırasında zemini, parapeti, cephe yapısını ve mevcut su yalıtımını inceleriz. Yapının durumu uygun değilse bunu açıkça söyler, ya alternatif bir taşıma çözümü öneririz ya da o sistemin oraya uygun olmadığını belirtiriz. Uygun olmayan bir uygulamayı satmayız.
Hayır, montaj için evinizi boşaltmanız veya işletmenizi kapatmanız gerekmez. Çalışma tamamen dış mekânda yürütülür; iç mekâna girişimiz yalnızca elektrik bağlantısı gerekiyorsa ve kısa süreli olur. Montaj süresi sistem tipine göre değişir: standart ölçülerde bir bioklimatik pergola genellikle 1-2 günde, cam sistemleri 1-3 günde, zip perde uygulamaları ise çoğunlukla aynı gün içinde tamamlanır.
Restoran, kafe ve otel gibi işletmelerde çalışma saatlerini birlikte planlıyoruz. Gerektiğinde montajı sabah erken saatlerde, kapalı günlerde veya sezon dışında yaparak işletmenizin servisini aksatmamaya özen gösteriyoruz. Montaj alanını çalışma boyunca güvenli biçimde ayırıyor, iş bitiminde tüm atık ve artık malzemeyi kaldırıp alanı temiz teslim ediyoruz. Delme işlemleri sırasında kısa süreli gürültü olur; bunun zamanlamasını da önceden sizinle kararlaştırıyoruz.
Evet. Keşif sonrasında aldığımız ölçülere göre, sistemin alanınıza nasıl oturacağını gösteren teknik çizimi hazırlıyoruz. Bu çizimde kolon konumları, açıklık mesafeleri, yükseklikler, lamel yönü ve su tahliye noktaları yer alır. Böylece üretime geçmeden önce her detayı birlikte netleştirmiş oluyoruz; sonradan sürpriz yaşanmıyor.
Daha kapsamlı ve özel geometrili projelerde, sistemin mevcut mimariyle nasıl görüneceğini gösteren üç boyutlu görselleştirme de hazırlıyoruz. Bu özellikle renk kararı, profil inceliği ve oran algısı konusunda karar vermenizi kolaylaştırıyor; alanınızı gerçekten nasıl değiştireceğini önceden görüyorsunuz. Ticari projelerde ve kamusal işlerde ise gerektiğinde statik hesap ve detay çizimlerini de paylaşıyoruz. Tüm bu belgeler teklif kapsamında sunulur; ayrıca ücretlendirilmez.
Evet, kış aylarında montaj yapıyoruz ve bunun belirgin avantajları var. Birincisi zamanlama: pergola talebi ilkbahar ve yaz aylarında zirve yaptığı için üretim ve montaj sıraları uzar. Kış aylarında ise hem üretim planımız daha rahat olur hem de montaj randevusunu çok daha kısa sürede alırsınız. Yazın alanınızı ilk günden itibaren kullanmak istiyorsanız, kış montajı en doğru zamanlamadır.
Teknik olarak da alüminyum profil montajı sıcaklığa duyarlı bir iş değildir; kesim, ankraj ve birleşim işlemleri soğuk havada da sorunsuz yapılır. Yalnızca yoğun kar ve şiddetli rüzgâr olan günlerde çalışma güvenliği nedeniyle montajı erteleriz. Silikon ve yapıştırıcı gerektiren detaylarda da çok düşük sıcaklıklarda uygun ürünler kullanır veya uygun hava koşulunu bekleriz. Kış aylarında sipariş veren müşterilerimiz, genellikle daha hızlı teslim alıyor.
Evet, bu sık karşılaştığımız bir taleptir. Eski tente, branda veya sundurma sisteminin sökümünü biz üstleniyoruz ve bu hizmet teklif kapsamında belirtiliyor. Sökülen malzemenin kaldırılması ve uzaklaştırılması da bize ait; alanı boş ve temiz teslim alıyoruz. Eski sistemden kalan ankraj delikleri ve iz noktaları varsa bunları kapatıp düzeltiyoruz.
Bu geçişte dikkat ettiğimiz en önemli nokta, eski sistemin bıraktığı yapısal izleri doğru değerlendirmektir. Eski tentenin ankraj noktaları çoğu zaman yeni pergolanın yük dağılımına uymaz; bu nedenle ankraj planını sıfırdan hesaplıyor, gerekirse farklı noktalar belirliyoruz. Ayrıca eski uygulamanın cephede su yalıtımı sorunu yarattığı durumlarla da karşılaşıyoruz; bunu tespit edersek yeni montaj öncesinde düzeltiyoruz. Keşif sırasında mevcut sisteminizi de inceleyip, değiştirmenin gerçekten gerekli olup olmadığını dürüstçe söylüyoruz.
Uygulama yeriniz binanın ortak alanını veya dış cephesini etkiliyorsa, kat malikleri kurulu ya da site yönetiminin onayı gerekir. Balkon, teras ve cephe, kat mülkiyeti mevzuatında çoğu zaman eklenti veya ortak alan olarak değerlendirilir; buraya kalıcı bir sistem monte etmek, binanın dış görünümünü değiştiren bir işlem sayılır. Bu nedenle montajdan önce yönetimden yazılı onay alınması, ileride sorun yaşamamanız açısından önemlidir.
Birçok sitede ortak bir estetik standart belirlenmiştir; örneğin belirli bir profil rengi veya sistem tipi şart koşulur. Bu tür bir kural varsa, üretimi ona göre planlarız. Dora Pergola olarak, yönetime sunmanız için sistemin teknik çizimini, görselini ve ürün bilgilerini hazırlıyoruz; bu belgeler onay sürecini belirgin biçimde kolaylaştırıyor. Onay süreci tamamlanana kadar üretime başlamamanızı öneririz. Müstakil bahçe ve villa uygulamalarında ise bu koşul genellikle aranmaz.
Sistemi yazın kullanmak istiyorsanız, en geç ilkbahar başında sürece başlamanızı öneririz. Tipik bir proje takvimi şöyle işler: keşif ve teklif 1-3 gün, karar ve sözleşme süreci size bağlı, üretim standart sistemlerde 2-4 hafta, montaj ise 1-3 gün. Özel geometrili, geniş açıklıklı veya cam sistemleriyle birlikte planlanan projelerde üretim süresi 4-6 haftaya çıkabilir.
Sezon etkisini hesaba katmak önemlidir. Nisan-Ağustos arası sektörde en yoğun dönemdir; bu aylarda hem üretim sıraları uzar hem de montaj randevuları geç düşer. Sonbahar ve kış aylarında başlatılan projeler ise çok daha rahat ilerler. Ticari işletmeler için özellikle öneririz: sezon açılmadan önce, kapalı dönemde montaj yaptırmak hem işletmenizi aksatmaz hem de sezona hazır girmenizi sağlar. Acil durumlarda hızlandırılmış üretim imkânımız da vardır; bunu keşif sırasında konuşabiliriz.
Evet, bu uygulamaya konsol (ankastre) pergola diyoruz. Sistem yalnızca bir kenarından binanın cephesine ankrajlanır, ön tarafta kolon bulunmaz. Bu sayede alan görsel olarak çok daha ferah kalır, zeminde kolon dibi oluşmaz ve geçiş serbesttir. Dar balkonlarda ve manzaranın önemli olduğu teraslarda özellikle tercih edilir.
Ancak bu yapı tipinde tüm yük tek bir kenara biner; dolayısıyla cephenin taşıma kapasitesi belirleyici olur. Ankrajın betonarme kirişe veya perde duvara yapılabilmesi şarttır; gazbeton, delikli tuğla ya da zayıf bir parapete konsol sistem monte edilmesini uygun bulmuyoruz. Ayrıca konsol açıklığı sınırlıdır: profil kesitine göre genellikle 2,5-4 metre aralığında çözüm üretilebilir, daha geniş alanlarda ön kolon gerekir. Keşif sırasında cephenizi inceleyip konsol uygulamanın mümkün olup olmadığını net olarak söylüyoruz.
Zemin, sistemin taşıyıcı performansını doğrudan belirleyen unsurdur. En sağlıklı çözüm, kolonların betonarme bir zemine, mevcut bir betonarme plağa veya özel olarak hazırlanmış beton kaidelere ankrajlanmasıdır. Mevcut teras ve balkonlarda genellikle uygun bir plak zaten bulunur; bu durumda ek bir zemin çalışmasına gerek kalmaz.
Doğal toprak, çim veya kum üzerine doğrudan kolon oturtmak doğru değildir; zaman içinde oturma ve eğilme yaşanır. Bu tür alanlarda kolon noktalarına lokal beton kaide (nokta temel) hazırlıyoruz. Karo, parke taşı veya ahşap deck kaplı zeminlerde ise kaplamanın altındaki taşıyıcı katmana ulaşmak gerekir; yalnızca kaplamaya yapılan ankraj yeterli tutunma sağlamaz. Su yalıtımlı teraslarda ankraj noktalarının yalıtımı bozmayacak şekilde detaylandırılması kritiktir; bu noktalarda özel sızdırmazlık uygularız. Zeminin durumunu keşif sırasında inceleyip gereken hazırlığı size net olarak bildiriyoruz.
Ürün gruplarına göre üretici ve uygulama garantisi sunuyoruz; garanti koşulları teklifte ve sözleşmede açıkça belirtilir. Genel olarak alüminyum konstrüksiyon ve mekanizmada (motor, lamel sistemi) belirli bir süre garanti verilir; kumaş ve cam gibi bileşenlerde üretici güvencesi geçerlidir. Garanti, malzeme ve işçilik hatalarını kapsar.
Sistemlerimiz düşük bakımlı olacak şekilde tasarlanır. Bioklimatik pergolada lamellerin ve oluk kanallarının yılda bir-iki kez temizlenmesi, motor-conta kontrolü; cam sistemlerinde ray temizliği ve cam silimi; tentede kumaşın ıslakken toplanmaması ve düzenli temizlik yeterlidir. Periyodik bakım önerilerini teslim sırasında sizinle paylaşırız ve uzun ömür için yönlendiririz. Ayrıca satış sonrası servisle, gerektiğinde bakım, ayar, kumaş yenileme ve parça değişimi desteği sunarız; böylece sisteminiz yıllarca ilk günkü performansıyla çalışır.
Evet, seçili Dora Pergola ürünleri Bauhaus marketlerinde de müşterilerle buluşmaktadır. Bauhaus iş birliğimiz, belirli standart ürün ve aksesuarların hazır olarak temin edilebilmesini sağlar.
Ancak bioklimatik pergola, cam sistemleri, özel ölçü ve özel tasarım projeler, yerinde keşif, ölçü ve mühendislik gerektirdiğinden doğrudan Dora Pergola tarafından, anahtar teslim olarak yürütülür. Bu tür projelerde, alanınıza özel ölçü, doğru sistem seçimi ve profesyonel montaj kritik olduğundan, ücretsiz keşif hizmetimizle başlamanızı öneririz. Standart bir ürün mü yoksa projeye özel bir çözüm mü aradığınızı bizimle paylaşırsanız, sizi en doğru satın alma kanalına yönlendiririz.
Bioklimatik pergola, motorlu olarak dönen veya ayarlanabilen alüminyum lamellerden oluşan bir tavanı olan dış mekan sistemidir. "Bioklimatik" terimi, sistemin iklim koşullarına aktif uyum sağlamasından gelir: lameller kademesiz olarak istenen açıya getirilerek güneş, gölge ve havalandırma birlikte yönetilir.
Lameller açıldığında güneş ve hava içeri alınır, sıcak hava yukarı yükselerek doğal havalandırma sağlanır; kapatıldığında ise lamel kenarlarındaki EPDM contalar kenetlenerek su sızdırmaz bir tavan oluşur ve yağmur, gizli oluk sistemiyle tahliye edilir. Bu sayede bioklimatik pergola, tek bir sistemde güneş kontrolü, yağmur koruması ve havalandırmayı birleştirir; dış mekânı sabit bir gölgelikten çok daha fazlası, dört mevsim kullanılabilen bir yaşam alanı yapar. Yanları zip perde veya cam sistemleriyle kapatılıp ısıtıcı eklendiğinde, kışın da konforlu biçimde kullanılır. Konut, restoran, otel ve kamusal alanlarda en çok tercih edilen modern dış mekan çözümüdür.
Evet, zip perde ve giyotin cam çoğu projede birlikte planlanır ve birbirini tamamlar. Bir pergola veya sabit yapı altında, bu iki sistem farklı işlevleri üstlenerek dış mekânı tam donanımlı bir hale getirir.
Giyotin cam, panellerin dikey olarak yukarı kayarak açıldığı, yana toplama alanı gerektirmeyen bir cephe kapatma sistemidir; rüzgâr, yağmur ve soğuğu keserken manzarayı korur. Zip perde ise kumaşın kenardan raya kilitlendiği, rüzgârda savrulmayan bir sistemdir; güneş, sinek ve mahremiyet kontrolü sağlar. Birçok projede, bir cephe giyotin cam ile (manzara ve tam kapatma için), diğer cephe veya üst bölüm zip perde ile (güneş ve sinek kontrolü için) çözülür. Üstte bioklimatik pergola ile birleştiğinde, dış mekan dört mevsim kullanılabilen, manzaralı ve korunaklı bir dış odaya dönüşür. Hangi cephede hangi sistemin kullanılacağı, alanın yönü, manzarası ve kullanım amacına göre keşifte birlikte planlanır.
Kumaş tente ile alüminyum pergola arasındaki temel fark, ömür ve kullanım süresidir. Kumaş bir tente, güneşe, yağmura ve UV ışınına doğrudan maruz kalan bir yüzeydir; en kaliteli akrilik kumaşlar bile ortalama 5-8 yılda solar, gerginliğini kaybeder ve dikiş yerlerinden yıpranır. Rüzgârlı havalarda çoğu kumaş sistem kapatılmak zorundadır, aksi hâlde kumaş ve kollar zarar görür. Alüminyum pergolada ise taşıyıcı da tavan da metaldir; solma, sarkma, küflenme ve dikiş yırtılması gibi sorunlar ortadan kalkar.
İkinci fark, kullanım esnekliğidir. Klasik tente yalnızca açık veya kapalı çalışır; gölge miktarını ayarlayamaz, havalandırmayı yönetemezsiniz. Bioklimatik alüminyum pergolada lameller kademesiz döner: sabah güneşi içeri alır, öğlen tam gölge yaparsınız, sıcak havada lamelleri aralayıp doğal havalandırma sağlarsınız. Kapalı konumda EPDM contalar kenetlenir ve su sızdırmaz bir tavan oluşur; yağmur gizli olukla tahliye edilir. Alüminyum ayrıca paslanmaz, geri dönüştürülebilir ve elektrostatik toz boyayla on yıllarca rengini korur. İlk yatırım kumaş sisteme göre daha yüksektir; ancak tek bir alüminyum pergolanın ömrü boyunca ortalama 3-4 kez kumaş değişimi yapılacağı düşünüldüğünde, uzun vadede daha ekonomik bir yatırımdır.
Ahşap pergola sıcak ve doğal bir görünüm sunar, ancak dış mekânda sürekli bakım isteyen bir malzemedir. Ahşap nem alır, güneşte çatlar, donma-çözülme döngüsünde lif kaybeder; mantar, küf ve böcek riskine açıktır. Ömrünü uzatmak için ortalama 1-2 yılda bir zımpara, emprenye ve vernik ya da yağ uygulaması gerekir. Bu bakım yapılmadığında 5-10 yıl içinde renk kaybı, çürüme ve taşıyıcı zayıflaması görülür. Ayrıca ahşap, üzerine motorlu lamel veya cam sistemi entegre etmeye alüminyum kadar uygun değildir.
Alüminyum pergola ise korozyona karşı doğal bir oksit tabakasıyla korunur ve elektrostatik toz boyayla kaplanır. Nem, tuzlu deniz havası ve UV karşısında şeklini ve rengini korur; çürümez, çatlamaz, böcek tutmaz. Bakımı yılda bir-iki kez sabunlu suyla silmekten ibarettir. Yapısal olarak da daha ince profillerle daha geniş açıklıklar geçilebildiği için, modern mimariyle uyumlu ve görsel olarak daha hafif sistemler kurulabilir. Doğru üretilmiş bir alüminyum pergolanın hizmet ömrü 25 yılın üzerindedir. Ahşap görünümü seviyorsanız, ahşap desenli sublimasyon kaplı alüminyum profillerle aynı estetiği bakım yükü olmadan elde edebilirsiniz.
Alüminyum, demir gibi paslanmaz. Havayla temas ettiğinde yüzeyinde kendiliğinden ince ve sert bir alüminyum oksit tabakası oluşur; bu tabaka metali daha fazla oksitlenmeden korur. Bu nedenle alüminyum pergolalarda demir konstrüksiyonlarda görülen pas akması, şişme ve delinme sorunu yaşanmaz. Pergola profillerinde genellikle 6063 ya da 6005 serisi alaşımlar kullanılır; bu alaşımlar hem yeterli mukavemeti hem de iyi korozyon direncini birlikte sağlar.
Deniz kenarı, tuzlu ve nemli havası nedeniyle en zorlayıcı ortamdır. Bu bölgelerde kritik olan, profilin kendisinden çok yüzey işlemi ve bağlantı elemanlarıdır. Doğru uygulamada profiller önce kimyasal ön işlemden geçirilir, ardından dış cephe sınıfı elektrostatik toz boyayla kaplanır; vida, ankraj ve mekanizma parçalarında ise paslanmaz çelik kullanılır. Farklı metallerin temas ettiği noktalarda galvanik korozyonu önlemek için izolasyon uygulanır. Bu koşullar sağlandığında alüminyum pergola sahil bölgelerinde de on yıllarca sorunsuz hizmet verir. Kıyı projelerinde yılda bir kez tatlı suyla durulama, tuz birikimini önlemek için önerdiğimiz tek ek bakımdır.
Sabit lamelli pergolada tavan lamelleri belirli bir açıda üretim aşamasında sabitlenir ve sonradan hareket etmez. Bu sistem gölge sağlar, ancak yağmuru tam olarak kesmez; lameller arasından su geçer ve gölge miktarı gün boyu değiştirilemez. Avantajı, hareketli parça ve motor içermediği için daha ekonomik ve bakım gerektirmeyen bir yapı olmasıdır. Gölgelik ihtiyacının yeterli olduğu bahçe yürüyüş yolları, otopark üstleri ve dekoratif geçişlerde tercih edilir.
Bioklimatik pergolada ise lameller motorlu olarak 0-135 derece aralığında döner. Bu hareket, sistemi bir gölgelikten dört mevsim kullanılan bir tavana dönüştürür: lameller açıkken güneş ve doğal havalandırma içeri girer, kapalıyken EPDM contalar kenetlenerek su sızdırmaz bir yüzey oluşur ve yağmur taşıyıcı kolonların içindeki gizli olukla tahliye edilir. Ayrıca rüzgâr ve yağmur sensörleriyle otomatik tepki verebilir, kumanda veya mobil uygulamadan yönetilebilir. Kısacası sabit lamelli sistem yalnızca gölge sunar; bioklimatik pergola güneş kontrolü, yağmur koruması ve havalandırmayı tek sistemde birleştirir. Alanınızı yağmurlu günlerde de kullanmak istiyorsanız doğru tercih bioklimatik sistemdir.
Bu, sistemin tipine, ölçüsüne ve montaj detayına bağlı olarak değişir; tek bir rakam vermek doğru olmaz. Doğru boyutlandırılmış bir alüminyum bioklimatik pergola, lameller kapalı konumdayken genel olarak Beaufort 9-10 seviyesindeki rüzgâra, yani yaklaşık 75-100 km/s hız aralığına dayanacak şekilde projelendirilir. Kar yükünde ise kritik olan açıklık mesafesidir: aynı profil 3 metre açıklıkta yüksek kar yükü taşırken, 6 metre açıklıkta taşıma kapasitesi belirgin şekilde düşer. Bu nedenle geniş alanlarda ara kolon veya ara kiriş kullanılır.
Biz her projede alanın konumunu, kat yüksekliğini, cephe yönünü ve bölgenin rüzgâr-kar verilerini değerlendirerek profil kesitini, kolon aralığını ve ankraj tipini buna göre belirleriz. Rüzgâr yükünün yüksek olduğu açık teraslarda ve üst katlarda, taşıyıcı kesitleri büyütür ve ankrajı güçlendiririz. Kumaş çatı (rolling roof) ve zip perde gibi esnek yüzeyli sistemlerde dayanım sınırı daha düşüktür; bu sistemler rüzgâr sensörüyle birlikte kurulur ve belirlenen hız aşıldığında otomatik olarak toplanır. Sisteminizin dayanım değerlerini teklif aşamasında yazılı olarak paylaşırız.
Giyotin cam, cam panellerin yatay olarak değil dikey olarak yukarı-aşağı hareket ettiği bir kapatma sistemidir. Paneller, yanlardaki alüminyum kasetlerin içine gizlenmiş karşı ağırlık veya motor mekanizmasıyla taşınır. Tam açıldığında cam paneller üst üste binerek yukarıda toplanır ve önünüzde hiçbir dikey profil, ray veya kanat kalmaz; manzara kesintisiz olur. İstediğiniz yükseklikte durdurabildiğiniz için, alt kısmı açık bırakıp üstü kapatarak kontrollü havalandırma da yapabilirsiniz.
En büyük avantajı, açıkken zemin ve yan alanı tamamen boş bırakmasıdır. Sürme sistemlerde kanatlar açıkken bir kenarda üst üste yığılır ve o bölümü kullanılamaz hâle getirir; giyotinde böyle bir kayıp yoktur. Bu nedenle balkon, kış bahçesi, kafe ve restoran cephelerinde özellikle tercih edilir. Sistem motorlu veya manuel olabilir; motorlu versiyonda kumanda, duvar butonu veya mobil uygulamayla yönetilir. Camlarda genellikle 8 mm temperli cam kullanılır ve fırça contalarla yalıtım sağlanır.
Karar, alanınızın geometrisine ve nasıl kullanacağınıza bağlıdır. Giyotin cam, paneller yukarıda toplandığı için açıklığın tamamını serbest bırakır; kısa ve geniş cephelerde, balkonlarda ve manzaranın önemli olduğu yerlerde avantajlıdır. Ayrıca istediğiniz yükseklikte durdurulabildiği için kademeli havalandırma sağlar. Buna karşılık üst kasete yer gerekir ve genellikle sürme sisteme göre daha yüksek maliyetlidir.
Sürme cam sistemleri ise kanatların yana kayarak üst üste bindiği çözümlerdir. Uzun cephelerde daha ekonomiktir ve tam açıldığında geniş bir geçiş açıklığı bırakır; bahçeye veya terasa doğrudan çıkış istenen yerlerde pratiktir. Dezavantajı, kanatların toplandığı bölümün kapalı kalmasıdır. Katlanır cam sistemi ise kanatların akordeon gibi katlanıp bir kenara toplandığı, açıklığın neredeyse tamamını serbest bırakan bir alternatiftir. Keşif sırasında cephe uzunluğunuzu, kolon konumlarını ve kullanım senaryonuzu birlikte değerlendirip hangisinin daha doğru olduğunu açıkça söyleriz.
Zip perde, kumaşın kenarlarına kaynak yöntemiyle bir fermuar (zip) şeridi eklenen ve bu şeridin yanlardaki alüminyum raylara kilitlendiği bir dış mekân perde sistemidir. Klasik storda kumaş yalnızca alt bardan sarkar; rüzgârda savrulur, kenarlardan böcek ve yağmur girer. Zip sistemde kumaş her iki kenarından raya sabitlendiği için gergin kalır, savrulmaz ve kenar boşluğu kapanır. Bu sayede rüzgâr dayanımı klasik stora göre belirgin biçimde yüksektir.
Kumaş seçimine göre farklı işlevler kazanır. Şeffaf kristal PVC kumaş, kışın rüzgâr ve yağmuru keserken manzarayı korur; mikro delikli screen kumaş ise güneşi ve sıcağı filtreler, içeriden dışarıyı görmeye izin verir ama dışarıdan içeriyi gizler. Karartma (blackout) kumaş tam mahremiyet sağlar. Pergolanın yanlarına uygulandığında alanı rüzgâr ve yağmurdan korur; ısıtıcıyla birlikte kullanıldığında kışın da konforlu bir kullanım sunar. Motorlu versiyonda rüzgâr sensörüyle otomatik toplanma özelliği eklenebilir.
Rolling roof, motorlu olarak açılıp toplanan gergi kumaş çatı sistemidir. Kapatıldığında su geçirmez bir yüzey oluşturur, açıldığında ise gökyüzünü tamamen serbest bırakır. Bioklimatik pergolada lameller kapalıyken bile tavan kapalıdır; rolling roofta ise kumaş toplandığında üzerinizde hiçbir yüzey kalmaz. Açık havayı doğrudan hissetmek isteyen, gece gökyüzünü görmeyi önemseyen kullanıcılar için bu belirgin bir avantajdır.
İkinci avantajı maliyettir: rolling roof genellikle aynı ölçüdeki bioklimatik pergoladan daha ekonomiktir ve daha geniş açıklıkları daha hafif bir yapıyla geçebilir. Buna karşılık kumaş, alüminyum lamele göre sınırlı ömürlüdür ve ortalama 8-12 yılda değişim gerektirir; ayrıca kar yükü ve şiddetli rüzgâr karşısında toplanması gerekir. Havalandırma da lamel kadar kademeli ayarlanamaz. Kısacası: dört mevsim, sensörlü ve tam kontrollü bir tavan istiyorsanız bioklimatik pergola; açılabilir, ekonomik ve hafif bir çözüm istiyorsanız rolling roof daha uygundur.
Dış mekân sistemlerinde standart düz cam kullanılmaz. Giyotin, sürme ve katlanır cam uygulamalarında genellikle 8 mm temperli (ısıl işlemli) cam tercih edilir. Temperleme işlemi camı normal cama göre yaklaşık 4-5 kat daha dayanıklı hâle getirir ve en önemlisi kırılma davranışını değiştirir: temperli cam kırıldığında keskin parçalara değil, küçük ve kenarları küt tanelere ayrılır. Bu, yaralanma riskini büyük ölçüde azaltır ve sistemin güvenlik camı sınıfında değerlendirilmesini sağlar.
Üst geçişlerde, tavan uygulamalarında ve çocuklu alanlarda ise lamine cam öneriyoruz. Lamine camda iki cam tabakası arasında PVB ara katman bulunur; cam kırılsa bile parçalar bu katmana yapışık kalır ve aşağı dökülmez. Isı yalıtımı öncelikliyse çift cam (ısıcam) ünitesi uygulanabilir. Cam rengi olarak şeffaf, füme veya bronz seçenekleri sunuyoruz. Hangi camın sizin alanınız için doğru olduğunu keşif sırasında kullanım senaryonuza ve yüksekliğe göre belirliyoruz.
Evet, pergolanızın profil rengini seçebilirsiniz. RAL, Avrupa'da yaygın kullanılan standart bir renk kodlama sistemidir; her renge bir numara karşılık gelir ve bu sayede seçtiğiniz renk üretimde birebir aynı tonda uygulanır. Dış mekân sistemlerinde en çok tercih edilenler RAL 7016 antrasit gri, RAL 9005 mat siyah, RAL 9016 trafik beyazı ve RAL 7039 kuvars gridir. Bunların dışında RAL kataloğundaki hemen her renk üretilebilir.
Renk seçiminde yalnızca estetiği değil, pratik etkileri de dikkate almanızı öneririz. Koyu renkler modern bir görünüm verir ve kiri daha az gösterir, ancak güneşte daha fazla ısınır. Açık renkler ısıyı yansıtır ve alanı görsel olarak büyütür. Ahşap görünümü isteyen müşterilerimiz için sublimasyon (ahşap desen transfer) kaplama seçeneğimiz mevcuttur; bu uygulama ahşabın sıcaklığını alüminyumun dayanıklılığıyla birleştirir. Profil rengini binanızın cephesiyle, kumaş ve cam tonlarını iç dekorasyonunuzla uyumlandırarak bütünlüklü bir sonuç elde ediyoruz.
Elektrostatik toz boya, sıvı boyadan farklı olarak kuru toz hâlindeki boyanın elektrik yüküyle alüminyum yüzeye çekilmesi ve ardından yaklaşık 180-200 derecede fırınlanarak sertleşmesiyle oluşan bir kaplamadır. Fırınlama sırasında toz erir ve yüzeyle kimyasal olarak bütünleşir; sonuçta çizilmeye, darbeye ve UV'ye dayanıklı, homojen ve gözeneksiz bir tabaka elde edilir. Bu, dış mekân alüminyum sistemlerinde uzun ömrün en kritik bileşenlerinden biridir.
Kalite farkı ön işlemde ortaya çıkar. Profiller boyanmadan önce yağ ve oksitten arındırılır, kimyasal dönüşüm banyosundan geçirilir; bu adım atlanırsa boya birkaç yıl içinde yüzeyden kabarır ve dökülür. Dış cephe için Qualicoat sınıfı poliester esaslı boyalar kullanılır; bunlar iç mekân boyalarına göre çok daha yüksek UV direncine sahiptir ve yıllar içinde renk kaybetmez. Dora Pergola olarak tüm profillerimizde dış cephe sınıfı toz boya kullanıyor ve bu nedenle sistemlerimiz on yıllar boyunca ilk günkü rengini koruyor.
Evet, her ikisi de sistemin ayrılmaz bir parçası hâline getirilebilir. Aydınlatmada en yaygın çözüm, lamel aralarına veya çevre kirişlerin içine gömülü LED şeritlerdir; bunlar gündüz görünmez, akşam ise yumuşak ve homojen bir ışık verir. Alternatif olarak spot armatürler, hareketli spotlar veya dekoratif sarkıt aydınlatmalar entegre edilebilir. Kablolar profillerin içinden geçirildiği için dışarıda hiçbir kablo görünmez; bu hem estetik hem güvenlik açısından önemlidir.
Isıtmada kızılötesi (infrared) elektrikli ısıtıcılar tercih edilir. Bu ısıtıcılar havayı değil, doğrudan temas ettiği yüzeyleri ve kişileri ısıttığı için dış mekânda gazlı ısıtıcılardan çok daha verimlidir; rüzgârda ısı kaybı yaşanmaz, alev ve gaz riski yoktur. Kirişlere veya tavana monte edilerek gizlenebilir. Yanları zip perde veya camla kapatılmış bir pergolada infrared ısıtıcı, kış aylarında alanı rahatça kullanılabilir hâle getirir. Isıtıcı ve aydınlatmanın elektrik altyapısını montaj aşamasında birlikte planlıyoruz.
Sensörler, sistemin hava koşullarına siz orada olmadan da tepki vermesini sağlar. Yağmur sensörü, üzerine düşen ilk damlaları algıladığında bioklimatik pergolanın lamellerini otomatik olarak kapatır; böylece dışarıdayken yağmur başlarsa mobilyalarınız ve alanınız korunur. Rüzgâr sensörü ise anemometre ile rüzgâr hızını ölçer ve önceden belirlenen eşik aşıldığında zip perdeleri veya kumaş çatıyı otomatik olarak toplar. Bu, esnek yüzeyli sistemlerde en sık görülen hasar nedenini ortadan kaldırır.
Bioklimatik pergolada sensörler konfor amaçlıdır ve tavsiye edilir. Zip perde ve rolling roof gibi kumaş sistemlerde ise rüzgâr sensörünü isteğe bağlı bir ek değil, sistemin güvenlik bileşeni olarak görüyoruz; çoğu üretici garanti şartını da buna bağlar. Güneş sensörü de eklenebilir: belirli bir ışık şiddetinde perdeler otomatik iner, içerinin aşırı ısınmasını ve mobilyaların solmasını önler. Tüm sensörler kumanda veya mobil uygulamadan devre dışı bırakılabilir; manuel kontrol her zaman sizde kalır.
Evet. Motorlu pergola, zip perde ve cam sistemlerimiz kumanda ve duvar butonunun yanı sıra mobil uygulama üzerinden de yönetilebilir. Yaygın motor markalarının kendi uygulamaları ve ağ geçitleri (hub) mevcuttur; bu ağ geçitleri sayesinde sistem ev otomasyonuna dahil edilebilir ve telefonunuzdan, evde olmasanız bile kontrol edilebilir. Zaman programı kurarak lamelleri her akşam belirli bir saatte kapatmak gibi senaryolar da tanımlanabilir.
Sesli asistan entegrasyonu da mümkündür; uygun ağ geçidiyle sistem yaygın sesli asistan platformlarıyla eşleştirilebilir ve komutla açılıp kapatılabilir. Ayrıca sahne (scene) tanımlayarak tek bir komutla lamelleri kapatıp zip perdeleri indirip LED aydınlatmayı açmak gibi birden fazla işlemi aynı anda çalıştırabilirsiniz. Otomasyon altyapısını montaj aşamasında planlamak önemlidir; kablolama ve besleme noktaları baştan doğru konumlandırıldığında sonradan tadilat gerekmez. Bu nedenle akıllı ev entegrasyonu düşünüyorsanız, bunu keşif aşamasında bize söylemenizi öneririz.
Tavan zip perde, dikey değil yatay olarak çalışan bir gölgelendirme sistemidir. Kumaş, iki yanındaki alüminyum raylar boyunca yatay eksende açılıp toplanır. En yaygın kullanım alanı, cam tavanlar ve kış bahçeleridir: cam tavan yazın sera etkisi yaratarak altındaki alanı aşırı ısıtır; tavan zip perde bu ışığı filtreleyerek sıcaklığı belirgin biçimde düşürür ve göz kamaşmasını engeller.
Pergola altında da kullanılabilir. Sabit lamelli veya cam tavanlı bir pergolada, lameller arasından gelen ışığı yumuşatmak ve daha homojen bir gölge elde etmek için tercih edilir. Ayrıca yüksek tavanlı mekânlarda, ısıtılması gereken hacmi küçültmek için ikinci bir tavan gibi de işlev görür. Kumaş seçenekleri zip perdeyle aynıdır: screen, karartma veya şeffaf PVC. Motorlu olarak kumanda ve uygulamadan yönetilir, güneş sensörüyle otomatik çalışacak şekilde programlanabilir.
Lamel kalınlığı tek başına bir kalite göstergesi değildir; asıl belirleyici olan lamel kesiti, et kalınlığı ve açıklık mesafesinin birlikte değerlendirilmesidir. Piyasada 0,8 mm ile 2 mm arasında et kalınlığına sahip lameller bulunur. Çok ince et kalınlığına sahip lameller uzun açıklıklarda ortadan sehim yapar; yani zamanla hafifçe çöker ve kapanma sızdırmazlığı bozulur. Bu, ucuz sistemlerde en sık karşılaşılan sorundur.
Doğru yaklaşım şudur: lamel eni ve et kalınlığı, geçilecek açıklığa göre seçilmelidir. 4 metreye kadar açıklıklarda daha standart kesitler yeterli olurken, 5-6 metre ve üzerinde daha güçlü kesitli lamel veya ara kiriş gerekir. Lamelin içinde takviye bulunup bulunmadığı, kenarlarında EPDM conta yuvası olup olmadığı ve alüminyum alaşımının kalitesi de belirleyicidir. Teklifimizde kullanacağımız lamel kesitini ve et kalınlığını yazılı olarak belirtiriz; karşılaştırma yaparken diğer tekliflerde de bu bilgileri istemenizi öneririz.
Doğru tasarlanmış bir bioklimatik pergolada su tahliyesi tamamen gizlidir. Lameller kapandığında kenarlarındaki EPDM contalar birbirine kenetlenir ve eğimli bir yüzey oluşturur; üzerine düşen yağmur suyu bu eğim boyunca akarak çevre kirişlerin içine yerleştirilmiş gizli oluk kanalına iner. Oradan da taşıyıcı kolonların içinden aşağı yönlendirilir. Yani dışarıdan bakıldığında ne bir oluk ne de bir iniş borusu görünür; sistemin çizgisi bozulmaz.
Kolonların alt çıkışı, zeminde mevcut bir drenaj noktasına ya da bahçe zeminine yönlendirilir. Teras ve balkon uygulamalarında mevcut yağmur suyu giderine bağlanması en temiz çözümdür; keşif sırasında bu noktayı özellikle kontrol ederiz. Oluk kanallarının yılda bir kez yaprak ve toz birikintisinden temizlenmesi, tahliyenin sorunsuz çalışması için önemlidir; tıkanan bir oluk, kapalı konumda suyun lamel üzerinde birikmesine yol açabilir. Bu basit bakımı kullanım eğitiminde size gösteriyoruz.
Evet. Dış mekânlar her zaman dikdörtgen değildir; balkonlar kavisli, teraslar yamuk, bahçe köşeleri üçgen olabilir. Kendi üretim altyapımız olduğu için bu tür özel geometrileri standart bir kalıba sığdırmak zorunda kalmıyoruz. Alanın gerçek formuna göre profil kesimi, birleşim açıları ve lamel boyları özel olarak hesaplanıyor ve üretiliyor.
Radüslü (kavisli) uygulamalarda profiller özel bükme işleminden geçirilir ve lameller her noktada farklı boyda kesilir; bu, standart üretim yapan firmaların çoğunun yapamadığı bir iştir. Üçgen ve yamuk alanlarda ise lamel yönü ve su tahliye eğimi, formun akışına göre yeniden planlanır. Şile'de tamamladığımız tam radüslü pergola projesi, bu kabiliyetin somut bir örneğidir. Alanınız ne kadar sıra dışı olursa olsun, keşif sırasında ölçüyü ve geometriyi birebir çıkarır, üretimden önce size teknik çizimle gösteririz.
Evet, ancak bu yalnızca gölgeden kaynaklanmaz. Doğrudan güneş altındaki bir teras ile gölgedeki aynı teras arasında hissedilen sıcaklık farkı önemli ölçüde yüksektir; çünkü güneş ışınımının kesilmesi, yüzeylerin ve insanın üzerindeki ısı yükünü doğrudan azaltır. Alüminyum lamel, kumaş bir gölgeliğe göre ısıyı daha iyi yansıtır ve altına daha az ısı geçirir.
Bioklimatik sistemin asıl avantajı ise havalandırmadır. Lameller tamamen kapatılmak yerine belirli bir açıda bırakıldığında, altta ısınan hava yukarı yükselir ve lamel aralıklarından dışarı atılır; yerine yanlardan serin hava girer. Bu doğal baca etkisi, durgun sıcak havanın altta hapsolmasını engeller. Kapalı bir sundurmada hissedilen boğuculuk, bioklimatik pergolada bu nedenle oluşmaz. Yanlara mikro delikli screen zip perde eklendiğinde ise güneş ışınımı daha da filtrelenir; serinlik hissi belirgin biçimde artar.
Evet, özellikle binaya bitişik uygulandığında ölçülebilir bir etkisi olur. Yaz aylarında, güneye veya batıya bakan bir cephedeki pencerelerin önüne kurulan pergola, güneş ışınımının cama ulaşmasını engeller. Cam yüzeyden içeri giren ısı, bir binanın yaz aylarındaki soğutma yükünün önemli bir bileşenidir; bu ışınım daha cama ulaşmadan kesildiğinde klima daha az çalışır.
Bioklimatik sistemin ayarlanabilir olması bu etkiyi mevsime göre yönetmenizi sağlar. Yazın lameller kapatılarak gölge sağlanırken, kışın açılarak düşük açılı güneşin içeri girmesine ve pasif ısınmaya izin verilir; bu, ısıtma yükünü azaltır. Yanlara zip perde veya cam sistemi eklendiğinde ise pergola altı, binayla dış hava arasında bir tampon bölge oluşturur; bu da ısı kaybını azaltır. Etkinin büyüklüğü cephe yönüne, cam alanına ve yalıtım durumuna göre değişir; ancak yönü doğru seçilmiş bir sistem her koşulda katkı sağlar.
Alüminyumun en güçlü çevresel özelliği, kalitesinden hiçbir şey kaybetmeden defalarca geri dönüştürülebilmesidir. Geri dönüştürülmüş alüminyum üretmek, birincil üretime göre çok daha az enerji gerektirir. Bu nedenle ömrünü tamamlayan bir alüminyum pergola atık olmaz, hammadde olarak sisteme geri döner. Kumaş sistemlerde ise değişen her kumaş bir atık kalemidir; alüminyum lamelin 25 yıl üzerinde hizmet verdiği düşünüldüğünde, aradaki fark belirgindir.
İkinci boyut, kullanım aşamasındaki etkidir. Pasif iklim kontrolü yapan bir bioklimatik pergola, yazın soğutma ve kışın ısıtma yükünü azaltarak sistemin kendi karbon ayak izini zamanla telafi eder. Üçüncüsü ise dayanıklılıktır: sık değiştirilmesi gereken bir ürün, ne kadar ucuz olursa olsun çevresel olarak maliyetlidir. Doğru boyutlandırılmış, kaliteli malzemeyle üretilmiş ve bakımı yapılan bir sistem, uzun ömrü sayesinde en sürdürülebilir seçenektir.
Açık bir gölgelik altında, özellikle bahçe ve su kenarı konumlarda böcek trafiği doğaldır. Bunu azaltmanın en etkili yolu, alanın yanlarını kontrollü biçimde kapatmaktır. Zip perde sistemleri bu noktada belirgin bir avantaj sağlar: kumaş her iki kenarından raya kilitlendiği için klasik storlarda görülen kenar boşluğu oluşmaz ve böceklerin yandan girişi engellenir.
Sivrisinek gibi küçük canlılar için özel sineklik kumaşlı zip perde uygulanabilir; bu kumaş havayı geçirir, görüşü büyük ölçüde korur ancak böcek girişini keser. Cam sistemleriyle kapatılan alanlarda ise sorun tamamen ortadan kalkar. Ayrıca bioklimatik pergolada lamellerin kapalı konumda sızdırmaz olması, üstten giriş ihtimalini de azaltır. Aydınlatma seçimi de etkilidir: sıcak renk sıcaklığına sahip LED aydınlatma, soğuk beyaz ışığa göre gece böceklerini belirgin şekilde daha az çeker.
Yağmur, alüminyum bir yüzeye düştüğünde doğal olarak bir ses oluşturur; bu fiziksel bir gerçektir ve hiçbir sert tavan malzemesinde tamamen ortadan kalkmaz. Ancak sesin şiddeti, sistemin kalitesine bağlı olarak belirgin şekilde değişir. Et kalınlığı yeterli, içi takviyeli ve doğru sıkılıkta monte edilmiş lameller, ince ve boş profillere göre çok daha az rezonans yapar. Ucuz sistemlerde şikâyet edilen davul etkisi, genellikle zayıf lamel kesitinden kaynaklanır.
Mekanizma sesi konusunda ise kaliteli motorlar oldukça sessiz çalışır; lamellerin açılıp kapanması sırasında duyulan ses düşük seviyededir. Rüzgârda tıkırtı veya titreşim duyulması normal değildir; bu genellikle gevşemiş bir bağlantı elemanı ya da aşınmış bir conta işaretidir ve servis müdahalesiyle giderilir. Yağmur sesini daha da azaltmak isteyenler için, lamel altına ses yutucu bant uygulaması veya tavan zip perde gibi ek çözümler önerebiliyoruz.
Kullanım alanı, sistemin ayarlanabilir olması sayesinde oldukça geniştir. Konutlarda villa bahçeleri, teraslar, çatı katları ve balkonlar en yaygın uygulama alanlarıdır; atıl bir dış alanı oturma ve yemek mekânına dönüştürmek için kullanılır. Havuz çevrelerinde hem gölge hem rüzgâr koruması sağladığı için tercih edilir.
Ticari tarafta restoran, kafe, otel terasları ve plaj işletmeleri başı çeker; buralarda sistem, dış mekân kapasitesini hava koşullarından bağımsız hâle getirdiği için doğrudan gelir etkisi yaratır. Bunun yanında ofis ve showroom girişleri, hastane ve okul bahçelerindeki bekleme alanları, otopark üstleri ve araç geçişleri de sık karşılaştığımız uygulamalardır. Kamusal projelerde ise millet bahçeleri, park dinlenme alanları ve belediye hizmet binalarının dış mekânlarında kullanılıyor; Bergama Millet Bahçesi ve Çatalca Belediyesi uygulamalarımız bu kapsamdadır.
Evet, Türkiye genelinde proje bazlı keşif ve uygulama yapabiliyoruz. Konut, ticari ve kamusal projeler için, mesafe ve lojistik koşulları teklif aşamasında değerlendirilerek planlama yapılır. Daha önce İstanbul dışında İzmir (Bergama), Eskişehir, Şile ve daha birçok lokasyonda projeler tamamladık; ayrıca Fransa gibi yurt dışı ihracat projeleri de gerçekleştirdik.
İstanbul dışı projelerde, üretim kendi imalat altyapımızda yapılır ve montaj ekibimiz sahaya gider; mesafeye göre lojistik ve montaj koşulları teklifte şeffaf biçimde belirtilir. Yurt dışı ihracat projelerinde ise sistem, montajsız ve eksiksiz biçimde, Avrupa standartlarına uygun olarak hazırlanıp gümrüğe teslim edilebilir. Projenizin lokasyonunu bizimle paylaşırsanız, size en uygun keşif ve uygulama planını sunarız.
Fiyat teklifi, projenizin tüm detayları değerlendirilerek oluşturulur. Teklifi belirleyen başlıca faktörler şunlardır: toplam ölçü ve alan; sistem tipi (bioklimatik pergola, cam sistemi, zip perde, tente vb.); motor ve otomasyon (sensör, akıllı ev entegrasyonu); kumaş veya cam tipi (tek/çift cam, mesh/blackout, özel renk); ve montaj zorluğu (yükseklik, ankraj, lojistik).
Standart bir kalıp fiyat yerine, alanınıza özel ölçü ve sistem seçimine dayalı, kalem kalem şeffaf bir teklif sunarız. Bu yaklaşım, neye ödeme yaptığınızı net görmenizi sağlar ve gizli maliyet içermez. Teklif, ücretsiz keşif ve ölçü alımının ardından yazılı olarak hazırlanır; kabul edilirse sözleşmeye dönüştürülür. Doğru bir fiyat, yalnızca ilk maliyeti değil, sistemin dayanıklılığını ve uzun ömrünü de gözeten bir yatırım kararıdır; bu nedenle keşifte ihtiyacınıza en uygun, bütçenize uyumlu çözümü birlikte belirleriz.
Rolling roof (kumaş açılır-kapanır çatı), motorlu olarak açılıp toplanan bir teknik kumaş çatıdan oluşan sistemdir. Geniş açıklıkları kolonsuz geçebilmesi, hafif yapısı ve tamamen açıldığında neredeyse görünmez olmasıyla; teras, restoran bahçesi, kafe ve geniş etkinlik alanları için idealdir.
Rolling roof, kumaş açıldığında güneş ve yağmuru keser; toplandığında ise gökyüzünü tamamen açık bırakır. Su geçirmez PVC kumaş ve doğru eğimle, yağmur kontrolü de sağlanır. Geniş ve kolonsuz bir gölge alanı isteyen, yumuşak ve hafif bir estetik tercih eden mekanlar için rolling roof öne çıkar. Esnek gölge kontrolü ve doğal havalandırma önceliğinde ise bioklimatik (lamelli) pergola değerlendirilir; çünkü lameller ara konumlarda gölge miktarını daha hassas ayarlar. Hangi sistemin uygun olduğu, mekanın ölçüsü, iklimi ve kullanım beklentisine göre keşifte belirlenir. İki sistem de büyük projelerde farklı alanlar için birlikte kullanılabilir.
Metrekare fiyatı tek bir sabit rakam değildir; birkaç teknik faktörün birlikte belirlediği bir sonuçtur. Birincisi sistem tipi: sabit lamelli pergola, bioklimatik pergola, rolling roof ve cam sistemleri farklı maliyet sınıflarındadır. İkincisi açıklık mesafesi: aynı sistemde 3 metre açıklık ile 6 metre açıklık farklı profil kesiti ve takviye gerektirir; geniş açıklık maliyeti belirgin şekilde artırır. Üçüncüsü geometri: dikdörtgen bir alan standart üretimle çözülürken, radüslü veya yamuk bir alan özel kesim ve işçilik ister.
Bunlara ek olarak otomasyon seviyesi (kumanda, sensör, akıllı ev entegrasyonu), aydınlatma ve ısıtıcı entegrasyonu, yan kapatma sistemleri (zip perde, cam) ve montaj koşulları fiyatı etkiler. Örneğin yüksek katta vinç gerektiren bir montaj, zemin kattaki aynı işten farklı maliyetlenir. Bu nedenle telefonda tahmini bir metrekare fiyatı vermek yerine, ücretsiz keşif yapıp alanınıza özel, kalem kalem yazılı bir teklif hazırlıyoruz. Böylece neye ödeme yaptığınızı net görüyorsunuz.
Aradaki fark, iki sistemin taşıdığı mühendislik yükünden kaynaklanır. Bir tente, taşıyıcı kollar ve bir kumaştan oluşur. Bioklimatik pergolada ise her bir lamel bağımsız olarak dönen mekanik bir parçadır; bu lamellerin senkronize hareketi için dişli mekanizma, aktüatör ve motor gerekir. Ayrıca lamellerin kapalıyken su sızdırmaması için EPDM conta sistemi, kirişlerin içine entegre gizli oluk kanalı ve kolonların içinden geçen tahliye hattı tasarlanır. Bunların hepsi ek malzeme ve ek üretim işçiliği demektir.
Taşıyıcı yapı da farklıdır. Bioklimatik pergola hem kendi ağırlığını hem lamel mekanizmasının yükünü hem de kar ve rüzgâr yükünü taşıyacak şekilde boyutlandırılır; profil kesitleri tentenin kollarından çok daha güçlüdür. Buna karşılık ömür de aynı oranda farklıdır: kumaş ortalama 5-8 yılda değişirken, doğru üretilmiş bir bioklimatik pergola 25 yılın üzerinde hizmet verir. Yatırımı yıllık maliyete böldüğünüzde, aradaki fark ilk bakışta göründüğünden çok daha küçüktür.
Evet, kalıcı ve kaliteli bir dış mekân sistemi, gayrimenkulün hem kullanım değerini hem piyasa değerini olumlu etkiler. Bunun temel nedeni, pergolanın atıl bir alanı kullanılabilir metrekareye dönüştürmesidir. Yağmurda kullanılamayan, yazın aşırı ısınan bir teras, bioklimatik bir pergola ile dört mevsim kullanılan bir yaşam alanına dönüşür; bu, alıcı gözünde somut bir ilave alan anlamına gelir.
İkinci etken, sistemin kalıcı ve sabit olmasıdır. Kaliteli alüminyum bir pergola, yapıya entegre, bakım gerektirmeyen ve on yıllarca hizmet veren bir yatırımdır; bu yönüyle sökülüp götürülen mobilyadan farklıdır. Estetik uyum da önemlidir: cepheyle uyumlu renkte, ince profilli ve düzgün uygulanmış bir sistem gayrimenkulü değerli gösterirken, gelişigüzel ve uyumsuz bir uygulama tersi etki yapabilir. Kiralık ticari mekânlarda ise pergola, işletme kapasitesini artırdığı için kira değerini doğrudan yükseltir.
Geri dönüş süresi işletmenin konumuna, kapasitesine ve sezon uzunluğuna bağlıdır; ancak mantık basittir. Bir pergola, işletmenin dış mekânını yalnızca güzel havalarda değil, yağmurlu ve serin günlerde de kullanılabilir hâle getirir. Böylece o alandaki masalar sezonun tamamında hizmet verir. Yanları zip perde veya camla kapatılıp ısıtıcı eklendiğinde, kış aylarında da dış mekân kapasitesi korunur.
İkinci kazanç, kapasitenin kalıcı hâle gelmesidir: hava durumuna göre masa toplamak, müşteri içeri almak veya rezervasyon iptal etmek zorunda kalmazsınız. Bu, hem ciro istikrarı hem müşteri memnuniyeti anlamına gelir. Üçüncüsü marka algısıdır; düzgün bir dış mekân, işletmenin görünürlüğünü ve tercih edilirliğini artırır. Birçok işletme müşterimiz, ek kapasitenin sağladığı gelirle yatırımın önemli bir bölümünü ilk sezonda karşıladıklarını belirtiyor. Kesin bir rakam vermek yerine, keşif sırasında alanınızın masa kapasitesini birlikte hesaplıyoruz.
Standart çalışma düzenimizde ödeme iki veya üç aşamaya bölünür: sipariş onayında bir ön ödeme, üretim tamamlandığında veya montaj öncesinde bir ara ödeme ve işin teslimiyle birlikte bakiye. Bu plan, sözleşmede tarih ve tutar olarak açıkça yazılır; sürpriz bir ek talep gelmez. Ön ödeme, alanınıza özel üretimin başlatılması için gereklidir; çünkü sistem stoktan değil, sizin ölçünüze göre üretilir.
Kredi kartıyla ödeme kabul ediyoruz ve bankaların sunduğu taksit imkânlarından yararlanabilirsiniz; geçerli taksit sayısı bankanıza ve kampanya dönemine göre değişir. Kurumsal müşterilerimiz ve ticari projeler için farklı ödeme planları da tanımlanabilir. Önemli olan, hangi plan seçilirse seçilsin tüm koşulların yazılı sözleşmede yer almasıdır. Teklif aşamasında size uygun ödeme seçeneklerini açıkça paylaşıyor, bütçenize göre alternatif sistem çözümleri de öneriyoruz.
Bazı ürün gruplarında bu mümkündür; özellikle standart ölçülü tente, sundurma ve bazı zip perde modelleri montajsız olarak temin edilebilir. Bauhaus mağazalarında satışta olan seçili ürünlerimiz de bu kapsamdadır. Bu durumda size montaj kılavuzu ve teknik bilgi sağlarız.
Buna karşılık bioklimatik pergola, giyotin cam ve geniş açıklıklı sistemlerde montajsız satışı önermiyoruz. Bunun nedeni ticari değil teknik: bu sistemlerde ankraj hesabı, su yalıtımı detayı, lamel senkronizasyonu ve oluk eğiminin doğru kurulması sistemin performansını doğrudan belirler. Yanlış ankrajlanmış bir pergola rüzgârda risk oluşturur; hatalı kurulmuş bir oluk sızdırır. Ayrıca bu sistemlerde uygulama garantisi, montajı bizim yapmış olmamıza bağlıdır. Hangi ürünün montajsız temin edilebileceğini talebiniz üzerine net olarak belirtiyoruz.
Evet. Küçük balkonlar, sınırlı alan nedeniyle aslında en çok kazanç sağlanan uygulamalardan biridir. Bu alanlarda öncelikle kolonsuz konsol pergola veya kaset tente öneriyoruz; her ikisi de zeminde yer kaplamaz, geçişi engellemez ve balkonun kullanılabilir alanını korur. Açıklık 2,5-4 metre aralığındaysa konsol bioklimatik pergola bile uygulanabilir.
Yanları kapatmak istiyorsanız, dar alanlarda en verimli çözüm giyotin camdır; paneller yukarıda toplandığı için zeminden ve yanlardan hiç yer almaz. Alternatif olarak zip perde, rüzgâr ve yağmur kesici olarak ekonomik ve hafif bir çözüm sunar. Küçük balkonlarda renk ve profil seçimi de önemlidir: açık renk ve ince profil, alanı görsel olarak büyütür. Kaç metrekare olursa olsun keşif hizmetimiz ücretsizdir; küçük alanlar için de aynı özenle ölçü alır ve çözüm üretiriz.
Evet. Kendi üretim altyapımız sayesinde tek bir teras uygulamasından çok üniteli kurumsal projelere kadar farklı ölçeklerde çalışabiliyoruz. Otel teraslarında, restoran zincirlerinde, alışveriş alanlarında ve kamusal projelerde tamamladığımız işler bulunuyor; Bergama Millet Bahçesi ve Çatalca Belediyesi uygulamalarımız bu kapsamdaki referanslarımız arasında.
Toplu projelerde çalışma yöntemimiz biraz farklıdır. Önce alanların tamamını yerinde inceler, tekrar eden modülleri ve özel çözüm gerektiren noktaları ayrı ayrı belirleriz. Ardından teknik çizim, statik değerlendirme ve kalem kalem teklif hazırlarız. Üretim ve montaj takvimini, işletmenin faaliyet takvimine göre etaplandırırız; böylece hizmet kesintiye uğramaz. Kurumsal projelerde ihale dosyası, teknik şartname uygunluk belgeleri ve malzeme bilgileri de talep üzerine sağlanır. Proje ölçeği ne olursa olsun, muhatabınız tek bir ekip olur.
Tekliflerimiz genellikle 15 gün süreyle geçerlidir ve bu süre teklifin üzerinde açıkça yazar. Bu sınırın nedeni, alüminyum, cam, motor ve kumaş gibi ana bileşenlerin fiyatlarının döviz kuru ve ham madde piyasasına bağlı olarak değişebilmesidir. Belirtilen süre içinde siparişi onaylamanız hâlinde, teklifteki fiyat sizin için sabitlenir ve sözleşmeye aynen yansıtılır.
Teklifin içeriği de en az geçerlilik süresi kadar önemlidir. Bizim teklifimizde sistem tipi, ölçüler, profil kesiti, lamel et kalınlığı, renk, motor markası, otomasyon seviyesi, cam tipi ve montaj kapsamı kalem kalem yazılır. Karşılaştırma yaparken diğer firmalardan da bu detayları istemenizi öneririz; toplam tutarın altındaki teknik içerik görülmeden yapılan bir karşılaştırma yanıltıcı olur. Geçerlilik süresi dolduysa teklifi güncelliyoruz; çoğu durumda aynı içerik korunur, yalnızca güncel maliyetler yansıtılır.
Evet, ihracat yapıyoruz ve yurt dışı projelerde çalışıyoruz. Fransa'da tamamladığımız uygulamalar bu alandaki deneyimimizin somut örneğidir. Yurt dışı işlerinde iki farklı çalışma modeli sunuyoruz: sistemin üretilip sevk edilmesi ve montajın yerel ekiple yapılması, ya da kendi montaj ekibimizin projeye gitmesi. Hangisinin uygun olduğu, projenin ölçeğine, karmaşıklığına ve ülkeye göre belirlenir.
Uzak projelerde keşfi, gönderdiğiniz ölçü, fotoğraf ve varsa mimari projeler üzerinden yapıyoruz; gerekirse video görüşmeyle alanı birlikte inceliyoruz. Ölçü hassasiyetinin kritik olduğu cam sistemlerinde, ölçü alım yöntemini adım adım paylaşıyoruz. Sevkiyat, paketleme ve gümrük süreçleri teklif kapsamında ayrı kalemler olarak belirtilir; böylece toplam maliyeti baştan net görürsünüz. Yurt dışı projeler için bizimle e-posta veya telefon üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Evet, kendi imalat altyapımız sayesinde projelerin neredeyse tamamı özel ölçü ve renge göre üretilir. Sistemlerimiz standart bir kalıba sıkıştırılmaz; alanınızın tam ölçüsüne, geometrisine ve mimari diline göre üretilir. Bu, özellikle standart dışı cepheler, geniş açıklıklar veya kavisli (radüslü) yapılar için büyük avantajdır.
Renk konusunda, profiller RAL kataloğundaki neredeyse tüm tonlarda elektrostatik toz boya ile üretilebilir; antrasit, mat siyah ve beyaz en çok tercih edilenlerdir, ancak binanızın cephesiyle uyumlu özel bir renk de seçilebilir. Ahşap desenli kaplama da mümkündür. Kumaş ve camda ise geniş bir renk, desen ve mahremiyet seçeneği sunarız (düz, çizgili, mesh, blackout, füme, buzlu vb.). Özel ölçü ve renk talepleri, üretim süresini bir miktar etkileyebilir; keşif aşamasında bu detayları birlikte netleştirir ve teklifte belirtiriz.
Evet, montaj sonrası teknik destek ve satış sonrası servis, hizmetimizin önemli bir parçasıdır. Sistemleriniz teslim edildikten sonra, kullanım ve bakım konusunda sizi yönlendiririz; gerektiğinde teknik destek sağlarız. Motorlu sistemlerde sensör kalibrasyonu, motor ayarı, kumaş gerginliği veya mekanizma kontrolü gibi konularda servis ekibimiz devrededir.
Yoğun kullanılan ticari sistemlerde (otel, restoran, kafe), hızlı servis işletmenin kesintisiz çalışması için kritiktir; bu nedenle satış sonrası süreçte yanınızda oluruz. Aşınan kumaşın yenilenmesi, parça değişimi, periyodik bakım ve arıza giderme hizmetlerimiz mevcuttur. Bir sorunla karşılaştığınızda veya bakım planlamak istediğinizde bizimle iletişime geçebilirsiniz; sisteminizin yıllarca sorunsuz ve ilk günkü performansıyla çalışması için gereken desteği sağlarız. Üretimden montaja ve servise kadar tek elden yürüttüğümüz süreç, her aşamada tek muhatap güvencesi sunar.
Alüminyum pergolanın bakımı oldukça basittir ve özel kimyasal gerektirmez. Yılda bir veya iki kez, profilleri ve lamelleri ılık sabunlu suyla yumuşak bir bez ya da sünger kullanarak silmeniz yeterlidir. Ardından temiz suyla durulayın. Aşındırıcı süngerler, tel fırçalar, tiner, aseton ve klor içeren temizleyiciler kullanmayın; bunlar toz boya yüzeyine zarar verir ve garanti kapsamını etkileyebilir.
Sabunlu su temizliğinin yanı sıra yılda bir kez kontrol etmeniz gereken iki nokta vardır. Birincisi oluk kanalları: içine biriken yaprak, toz ve kuş pisliği su tahliyesini tıkayabilir; bunları elle veya yumuşak bir fırçayla temizleyin. İkincisi lamel contaları: EPDM contaların üzerindeki kiri nemli bezle silmek, kapalı konumdaki sızdırmazlığı korur. Hareketli mekanizmaya yağ veya sprey uygulamayın; bu işlemler gerekirse servisimiz tarafından, uygun ürünle yapılır.
Kumaş ömrü, kumaşın cinsine, maruz kaldığı güneş şiddetine ve kullanım sıklığına göre değişir. Kaliteli akrilik kumaşlarda ortalama 8-12 yıl, PVC esaslı kumaşlarda 7-10 yıl, mikro delikli screen kumaşlarda ise 10 yılın üzerinde bir ömür beklenir. Güneye bakan, gün boyu doğrudan güneş alan cephelerde bu süre kısalır; gölgeli veya kuzey cephelerde uzar.
Değişim zamanını birkaç işaretten anlayabilirsiniz: renkte belirgin solma, kumaşta gerginlik kaybı ve sarkma, dikiş yerlerinde açılma, yüzeyde çatlama ya da su geçirmeye başlaması. Bu belirtiler ortaya çıktığında, sistemin tamamını değiştirmenize gerek yoktur; yalnızca kumaş yenilenir ve sistem ilk günkü performansına döner. Kumaş yenileme, sunduğumuz satış sonrası hizmetler arasındadır. Kumaş ömrünü uzatmak için: kirlendiğinde yumuşak fırça ve sabunlu suyla temizleyin, ıslakken toplamayın ve rüzgâr sensörünü devre dışı bırakmayın.
Bioklimatik pergolada kapalı konumda su sızması normal değildir ve genellikle basit bir nedeni vardır. En sık karşılaşılan sebep, oluk kanallarının tıkanmasıdır: içine biriken yaprak, toz veya kuş yuvası suyun tahliyesini engeller, su geri birikir ve lamel hattından taşar. Bu durumda önce oluk kanallarını kontrol edip temizlemenizi öneririz; çoğu şikâyet bu adımda çözülür.
İkinci olası neden, lamellerin tam kapanmamasıdır. Lamel üzerinde bir engel, contalar arasında sıkışmış bir yaprak ya da mekanizma ayarının kayması, contaların tam kenetlenmesini önler. Lamelleri bir kez tamamen açıp tekrar kapatmak çoğu zaman sorunu giderir. Üçüncüsü conta yıpranmasıdır; yıllar içinde EPDM conta sertleşebilir ve değişim gerektirebilir. Bu üç adımdan sonra sızıntı devam ediyorsa bizi arayın; servis ekibimiz yerinde inceleme yapar. Montaj veya malzeme kaynaklı bir sorunsa garanti kapsamında çözülür.
Kaliteli pergola ve perde motorlarının çoğunda acil durum için manuel kurtarma mekanizması bulunur. Bu, genellikle motora bağlı bir krank kolu veya elle çevrilebilen bir bağlantı noktasıdır; elektrik kesintisinde veya motor arızasında sistemi güvenli bir konuma getirmenizi sağlar. Özellikle lameli açık kalmış bir pergolayı yağmur öncesinde kapatmak için bu özellik önemlidir. Sisteminizde manuel kurtarmanın nerede olduğunu ve nasıl kullanılacağını teslimde size gösteriyoruz.
Motor arızası nadir görülür; kullandığımız motorlar dış mekân koşullarına göre üretilmiş, su ve toz korumalı ürünlerdir ve üretici garantisi kapsamındadır. Bir arıza durumunda önce kumanda pilini ve besleme hattını kontrol ederiz; şikâyetlerin önemli bir kısmı bu basit nedenlerden kaynaklanır. Gerçek bir motor arızasında, motor komple sökülmeden yerinde değiştirilebilir; sistemin tamamına dokunmak gerekmez. Yedek motor temini genellikle kısa sürede sağlanır.
Bioklimatik pergolayı kışın kapalı konumda bırakmanızı öneririz. Lameller kapalıyken EPDM contalar kenetlenir, su sızdırmaz bir yüzey oluşur ve altındaki alan yağmur ve kardan korunur; ayrıca sistemin içine yaprak, toz ve kuş pisliği dolmaz. Kar yağışı bekleniyorsa lamellerin kapalı olması, yükün tek bir yüzeye düzgün dağılmasını ve oluk sistemine yönlenmesini sağlar.
Kumaş çatı (rolling roof) ve zip perde gibi esnek sistemlerde durum farklıdır. Bu sistemler yoğun kar ve şiddetli rüzgâr beklendiğinde toplanmalıdır; kar birikmiş bir kumaş çatı, taşıma kapasitesinin üzerinde yüklenir. Kumaşı kesinlikle ıslakken uzun süre toplu bırakmayın; küflenme ve leke oluşabilir, mümkünse kuruduktan sonra toplayın. Rüzgâr sensörünüz varsa kış boyunca aktif tutun. Sezon başında ve sonunda bir genel temizlik yapmak, sistemi yeni sezona hazırlamak için yeterlidir.
Doğru boyutlandırılmış bir alüminyum bioklimatik pergola, bölgenin kar yüküne göre projelendirilir ve normal kar yağışını sorunsuz taşır. Bu nedenle her kar yağışından sonra çatıya çıkıp temizlik yapmanız gerekmez. Ancak uzun süreli, yoğun ve ıslak kar yağışlarında birikme beklenenin üzerine çıkabilir; özellikle kar yağışının nadir olduğu bölgelerdeki sistemlerde dikkatli olmakta fayda var.
Kar birikmesi fazlaysa en güvenli yöntem, lamelleri kısa süreliğine hareket ettirmektir; çoğu sistemde lamellerin açılması biriken karın dökülmesini sağlar. Ancak kar buzlanmışsa lamelleri zorlamayın; donmuş bir yüzeyi hareket ettirmek mekanizmaya zarar verebilir. Kesinlikle sert cisim, kürek veya metal alet kullanmayın; bu, toz boya yüzeyini ve contaları tahrip eder. Kumaş çatı ve zip perdeler ise kar yağışı öncesinde toplanmalıdır. Kar durumundan emin değilseniz bizi arayın; telefonla yönlendirme yapıyoruz.
Kumaş yüzeyler için en doğru yöntem, ılık su ve nötr pH'lı sıvı sabun kullanmaktır. Kumaşı açık konuma getirin, yumuşak bir fırça veya sünger ile nazikçe ovun ve bol suyla durulayın. Deterjan kalıntısı bırakmamak önemlidir; kalıntı zamanla kir tutar ve leke yapar. Temizlik sonrası kumaşın tamamen kurumasını bekleyin, ıslak hâlde toplamayın.
Kesinlikle kaçınmanız gerekenler: çamaşır suyu ve klor içeren ürünler, aşındırıcı toz temizleyiciler, sert fırçalar ve yüksek basınçlı yıkama makineleri. Basınçlı su, akrilik kumaşın su iticilik kaplamasını ve PVC kumaşın yüzey tabakasını tahrip eder. Kuş pisliği, reçine ve yağ gibi inatçı lekelerde bize danışmanızı öneririz; her leke tipine uygun yöntem farklıdır ve yanlış müdahale kalıcı iz bırakabilir. Şeffaf kristal PVC yüzeylerde ise çizilmeyi önlemek için yalnızca yumuşak mikrofiber bez kullanın.
Cam sistemlerinde bakım üç bileşen üzerinden yürür: cam yüzeyi, raylar ve contalar. Cam yüzeyi standart cam temizleyici ve mikrofiber bezle silinir; aşındırıcı süngerler ve metal kazıyıcılar kullanılmamalıdır. Raylar ise en çok ihmal edilen kısımdır: alt raya biriken toz, kum ve yaprak, tekerleklerin zorlanmasına ve zamanla mekanizmanın aşınmasına neden olur. Alt rayı ayda bir kez elektrikli süpürge veya nemli bezle temizlemenizi öneririz.
Contalar, sistemin su ve rüzgâr yalıtımını sağlayan parçalardır. Fırça ve EPDM contaların üzerindeki kiri düzenli silmek, yalıtımı korur ve ömrünü uzatır. Sürme ve katlanır sistemlerde tekerlek ve menteşelere yılda bir kez silikon bazlı kayganlaştırıcı uygulanabilir; gres veya makine yağı kullanmayın, bunlar toz tutar ve mekanizmayı tıkar. Giyotin cam sistemlerinde karşı ağırlık ve motor ayarının kontrolünü servis ekibimize bırakmanızı öneririz; bu ayarlar sistemin güvenli çalışması için kritiktir.
Sistemlerimizi kendi üretim altyapımızda ürettiğimiz için, alüminyum profil, lamel, conta ve bağlantı elemanı gibi parçaları stoktan ya da kısa sürede üreterek sağlayabiliyoruz. Bu, yalnızca ithal hazır sistem satan firmalara göre önemli bir avantajdır; onlarda parça beklemesi aylar sürebilirken bizde çoğu durumda günler içinde çözüm üretiyoruz.
Motor, kumanda, sensör ve mekanizma gibi elektronik ve hareketli bileşenlerde çalıştığımız üretici markaların yedek parça ağını kullanıyoruz; bu parçalar da genellikle kısa sürede temin ediliyor. Kumaş ve cam gibi ölçüye göre üretilen bileşenlerde süre, üretim takvimine bağlı olarak biraz daha uzayabilir. Önemli olan, bizden aldığınız sistemin yıllar sonra da desteklenebilir olmasıdır; bu nedenle yaygın ve sürekliliği olan bileşenler kullanıyor, uzun vadede parça bulunamama riski taşıyan çözümlerden kaçınıyoruz.
Garantimiz, malzeme ve işçilik kaynaklı kusurları kapsar. Buna karşılık bazı durumlar kapsam dışındadır ve bunları baştan açıkça belirtmeyi doğru buluyoruz. Kapsam dışı başlıca haller şunlardır: kullanım kılavuzuna aykırı kullanım; sistemin taşıma kapasitesini aşan müdahaleler (örneğin pergolaya ağır bir yük asmak); tarafımızca yetkilendirilmemiş kişilerce yapılan sökme, tadilat veya onarım; yanlış temizlik ürünleri nedeniyle oluşan boya ve kumaş hasarı.
Ayrıca olağanüstü doğa olayları (sistemin projelendirildiği değerlerin üzerindeki fırtına, dolu, deprem), dışarıdan gelen darbe ve vandalizm, ve rüzgâr sensörü devre dışı bırakılmışken kumaş sistemlerde oluşan rüzgâr hasarı garanti kapsamı dışındadır. Bakımı yapılmamış oluklardan kaynaklanan su birikmesi de aynı şekilde değerlendirilir. Bunların tamamı teklif ve sözleşmede yazılı olarak yer alır. Kapsam dışı bir durumda dahi sizi yalnız bırakmayız; onarımı ücretli servis olarak hızlı biçimde gerçekleştiririz.
Evet, özellikle otel, restoran ve kafe gibi yoğun kullanılan ticari sistemler için periyodik bakım anlaşması öneriyoruz. Bu tür işletmelerde sistem gün boyu ve her mevsim çalışır; küçük bir aksaklık bile servis akışını doğrudan etkiler. Planlı bakım, arızayı oluşmadan önce tespit etmeyi sağlar ve sezon ortasında beklenmedik duruşların önüne geçer.
Periyodik bakımda yaptığımız işler şunlardır: oluk kanallarının temizliği, conta kontrolü ve gerekirse değişimi, motor ve mekanizma çalışma testi, sensör kalibrasyonu, cıvata ve ankraj sıkılığı kontrolü, ray temizliği ve kumaş durum değerlendirmesi. Bakımı genellikle sezon öncesi ilkbaharda ve sezon sonrası sonbaharda yapmayı öneriyoruz. Konut kullanıcıları için bakım anlaşması zorunlu değildir; ancak birkaç yılda bir kontrol çağırmanız, sistemin ömrünü uzatır ve olası sorunları küçükken çözmenizi sağlar.
Garanti süremiz ürün grubuna göre değişir ve teklif ile sözleşmede net biçimde yazılır. Genel olarak alüminyum konstrüksiyon ve elektrostatik toz boya uygulaması, mekanizma ve motor grubu ile montaj işçiliği farklı sürelerle garanti altındadır. Kumaş, cam ve elektronik bileşenlerde ise ilgili üreticinin garanti koşulları geçerlidir; bu koşulları da sözleşme ekinde size iletiyoruz.
Garanti; malzeme kusurlarını, üretim hatalarını ve montaj kaynaklı sorunları kapsar. Örneğin bir lamel mekanizmasının kendiliğinden arızalanması, boyanın normal kullanım koşullarında kabarması ya da yanlış ankraj nedeniyle oluşan bir sorun garanti kapsamındadır. Garanti kapsamındaki bir bildirimde, ek ücret talep etmeden yerinde inceleme yapar ve çözüm üretiriz. Önemli olan, garanti koşullarının sözlü vaat değil, yazılı ve bağlayıcı bir çerçeve olmasıdır; bu nedenle tüm koşulları sözleşmede açıkça belirtiyoruz.